"Kâğıt üzerinde kâr ediyoruz ama kasada para yok." Danışmanlık görüşmelerinde en sık duyduğumuz cümlelerden biri budur. Bu, muhasebe hatası değil; kâr ile nakdin farklı şeyler olmasının doğal sonucudur.
Kâr neden nakit değildir?
Gelir tablosu, satışı gerçekleştiğinde kaydeder — parayı tahsil ettiğinizde değil. Dolayısıyla:
- Vadeli sattığınız mal, kâr yazar ama nakit getirmez.
- Stok alımı nakit çıkarır ama gider yazılmaz (satılana kadar).
- Kredi anapara ödemesi nakit çıkarır ama gider değildir.
- Amortisman gider yazar ama nakit çıkışı yaratmaz.
Bu dört kalem, kâr ile nakit arasındaki farkın büyük bölümünü açıklar.
12 aylık nakit projeksiyonu nasıl kurulur?
Karmaşık bir modele ihtiyaç yok. Basit bir tabloyla başlayın:
- Açılış nakdi: Ay başındaki banka + kasa toplamı.
- Tahsilatlar: Vade tarihlerine göre dağıtılmış müşteri alacakları. Geçmiş tahsilat performansınıza göre gerçekçi bir gecikme payı ekleyin.
- Ödemeler: Tedarikçi, personel, kira, vergi ve SGK, kredi taksitleri.
- Kapanış nakdi: Açılış + tahsilat − ödeme. Bu tutar bir sonraki ayın açılışıdır.
Vergi ve SGK ödemelerini takvimden bakarak değil, tahakkuk tahmininizle koyun. Yıllık kurumlar vergisi veya geçici vergi gibi büyük kalemler çoğu nakit sıkışmasının kaynağıdır.
Erken uyarı göstergeleri
- Alacak tahsil süresi uzuyor mu? (Ortalama tahsilat gün sayısı)
- Stok devir hızı yavaşlıyor mu? Yavaşlayan stok, nakde dönüşmeyen paradır.
- Tedarikçilere ödeme vadeniz, müşterilerden tahsilat vadenizden kısa mı? Bu makas işletmeyi sürekli finanse etmeye zorlar.
Pratik önlemler
- Vade farkını fiyatlamaya dâhil edin; peşin ödemeye ölçülü iskonto uygulayın.
- Büyük vergi ödemelerini aylara yayarak ayrı bir hesapta biriktirin.
- Kredi kullanacaksanız ihtiyacın doğduğu ayda değil, üç ay öncesinden planlayın.
Nakit projeksiyonunuzu birlikte kurmak isterseniz Mali Danışmanlık ve Raporlama hizmetimizi inceleyebilirsiniz.